Merus cihazlarının nasıl çalıştığı, su üzerindeki etkileri ve içerdiği maddelerin tanımları ilerleyen sayfalarda olabildiğince detaylı bir şekilde verilecektir. Bilgilerin ve bulguların büyük bir kısmı ampirik olarak elde edilmiştir. Teorinin kendisi çoğunlukla farazi modellere dayanmaktadır çünkü gözlemlenen etkiler ve fenomenler üzerinde bu güne kadar henüz detaylı bir şekilde çalışılmamıştır. Tüm bunların gerekçesi, mevcut ölçüm teknolojisinin suda sebebiyet verdiği değişimlerin cihazların kendilerinde bulunanlardan daha fazla olmasıdır. Buna rağmen, yaklaşık 10.000' i bulan enstalasyonu, Merus' un sürekli olarak piyasa konumunu genişletmeyi başardığının bir kanıtıdır. Şimdi ise beş kıtanın tümünde, 30' dan fazla ülkede temsil edilmektedir. Merus cihazlarının uygulamada kullanıldığı pek çok alan çizelgede betimlenmiştir. Uygulama Yüzdesi Olarak Satışların Dökümü
endüstriyel eşanjör endüstriyel soğutma döngüleri diğer endüstriyel uygulamalar gemiler oteller, hastaneler, dükkanlar, ofisler apartmanlar, evler diğerleri
MERUS halkalarını bu kadar benzersin kılan ne? Benzersiz Merus Teknolojisi, suya yönelik işlemlerin standart metotlarından efektif bir şekilde farklılık göstermektedir. Sorun giderme konusunda birçok ürün geleneksel metotlarla sadece semptomların görüldüğü alana etkirken, Merus sorunun kökenine yönelik çalışmalarını 10 yılı aşkın zamandır sürdürmektedir. Bu çalışma, pas ve kireç artığı gibi suyun neden olduğu teknik problemler karşısında suyun kendisini efektif bir şekilde kullanmak prensibine dayanmaktadır. Belli bir derecede Merus, suyu bileşenlerine dönüştürmektedir. Piyasadaki gerek kimyasal gerek fiziksel, geleneksel tüm teknolojiler sadece sorunlu noktada çalışmaktadır. Su bu noktayı geçtiğinde, işlemlerde kullanılan bu tür geleneksel metotlar suyu daha fazla kontrol edememektedir. Sudaki kireç artığını, korozyonu veya mikrobiyolojiyi değiştiren, diğer bir ifadeyle değiştirmesi gereken, kimyasallar eklenir ya da manyetik alan üretilir. Fiziksel cihazların kullanımında, kireç artıklarının uğradığı değişimler sabit değildir, bir süre sonra önceki hallerine döner. Fiziksel metotlar korozyon ya da mikrobiyoloji üzerinde ise sadece dolaylı etkiye sahiptir. Kimyasallar kullanılırsa, bahsedilen ilaveler hızlı bir şekilde bozulur. Substratın gereken konsantrasyonunu tüm sistem içine düzgün olarak yaymak teknik olarak uygun değildir. Yukarda açıklanan faktörler ve koşullardan ötürü, su bazen sistemin daha az kullanılan parçalarında uzun süreliğine kalır. Bu da geleneksel metotların kullanılmasıyla alınacak sonuçların optimize edilememesine, sistemde arıza ve bozulmalara, hatta tümüyle başarısızlığa neden olabilir.